Yazarlar Sözlük Makaleler Yardım Masası Gözlük Forum İstatistik

Tüm Başlıklar XML

1.  PC! dergisinin 2-9 Eylül 1997 tarihli, 27. sayısında yayınlanmış, Hakan Gönenli imzalı yazıdan alıntıdır.

Nerede o eski delikli kartlar?
------------------------------

Bundan 14 sene önce, 1983 yılında İTÜ'de hala delikli kart kullanılıyordu Siberalem çağının genç insanları, bunun ne olduğunu -büyük bir olasılıkla- bilmiyorlardır. Onlara kabaca şöyle tarif edebiliriz: Hani bilgisayarların, input output gibi birimlerinden bahsedilir ya! Input klavye, disket sürücü, output da ekran, yazıcı vb. İşte biz o zamanlar, inputlarımızı bilgisayara o delikli kartlar vasıtasıyla yapardık.

İsterseniz biraz daha açayım. Bizler, Sistem analist yetiştiren mühendislik bölümü öğrencileri olarak, başta Fortran 77 olmak üzere, pek çok programlama dili dersi alıyorduk. (Fortran 77, bugün HTML, Java ve Perl'le uğraşanlara, herhalde, bize bir önceki kuşak tarafından anlatılan 2. Dünya Savaşı sırasındaki karne ile ekmek dağıtılması hikayesi gibi geliyordur.) Neyse efendim, hocalarımız, pratik olsun diye bize bazı programlar yazıp, bilgisayarda çalıştırmamızı isterlerdi. Amaç, programın doğru çalışıp çalışmadığını test etmekti doğal olarak. Biz de önce, programı kağıt üzerinde yazardık. Sonra onları bilgisayara aktarma (!) işlemleri başlardı.

Bunun için, adına bilgisayar laboratuvarı denilen bir odaya gitmemiz gerekiyordu. Bu odada, bugün şeklini tam olarak hatırlayamadığım ama tahminen bir torna tezgahı büyüklüğündeki bir cihazın başına otururduk. Elimizdeki bir tomar -henüz- deliksiz kartı çekmecesine yerleştirirdik. Bu kartlar, sol üst köşesi kesik dikdörtgen kartlardı. Hani programcıların kullandığı akış şemasında, inputun simgesi vardır ya, o simge bu kartlardan geliyor olsa gerek. Kartın her sütununda sıfırdan dokuza kadar alt alta rakamlar yer alıyordu ve klavyedeki her karaktere karşılık o sütunda birtakım delikler açılıyordu.

Bir sayının, tek mi yoksa çift mi olduğunu bulan kısa bir modül için bile, en azından 7-8 kart kullanılıyordu. (Oysa bugün bunu, bırakın program yazmayı, Excel'deki fonksiyonlarla kolayca yapabilirsiniz.) Daha sonra bu kartları lastikle sarıp, rektörlükteki bilgisayar merkezindeki bir pencereden içeri bırakıyorduk. Ama ne içerideki bilgisayarı ne de burada çalışan insanları hiçbir zaman görme şansımız olmadı. Program yazıyorduk ama bilgisayarın nasıl bir şey olduğunu (fotoğraflar dışında) henüz görmemiştik. Bir iki gün sonra da, o pencerenin hemen yakınındaki masanın üstünden, üstünde adımız yazılı olan büyük print-out'lara sarılı delikli kartlarımızı alır, programın sonucunu görürdük. Eğer programda bir karakteri bile yanlış yazmış ya da parantezi kapatmayı unutmuşsanız, o kart ve ondan sonraki kartları yeniden yazmak (daha doğrusu delmek) zorundaydınız

Lütfen bize acımayın! Birilerinin bu aşamalardan geçmesi gerekiyordu Eğer biz bu sıkıntıları çekmesiydik, belki siz bugün evinizde sörf ya da chat yapmak yerine, Cumartesileri çay düzenliyor olacaktınız.
fizikci
26 Ocak 2005 16:43 ~ 25 Eylül 2006 11:20
Bu konuda bildiklerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz
Tabi bunun için yazarsanız giriş yapmalı, yazar değilseniz yazar olmalısınız.


Bu başlığa bkz veren girişlerin başlıkları nedir?

Bu başlığa bkz veren girişler başka hangi başlıklara bkz verdiler?
© 2005, Bilişim Kulübü. (1125 ms)
Ne yapabilirsin: SubtitleClick ile İngilizceni Geliştir, Çınar Framework ile kod yaz, Eglencelik.org'ta biraz eğlen